27 Mart 2014 Perşembe

Benim Çekirdek Ailem!

Benim kim olduğumu zaten yandaki "B.Deren Kimmiş?" sekmesinden biliyorsunuz. Ama biraz da hem detaylı, hem de görsel olarak paylaşmak istiyorum. 20 Mayıs 2011 tarihinden beri sevgili kocamla evliyim. O - bu - şu nedenlerden 13 ay boyunca sadece hafta sonları birbirimizi görebildik. O dönemde biz buna "hafta sonu evliliği" adını takmıştık :) Cuma gününü iple çekiyor, pazar gününü ise dipte geçiriyorduk tekrar ayrılacağız diye. İzmir' e geldiğimden itibaren (01.07.2010) eşim İstanbul'da çalıştığı ve hafta sonları da işinin başında olması gerektiği için, günde 2-3 saat görüşmek adına istinasız her hafta sonu İstanbul-İzmir arasında uçtum durdum. Uçak yolculuğunu çok sevmeme rağmen belirli bir süre sonra artık sıkılmaya bile başladım. Evlendikten, evimizi kurduktan sonra ise her hafta sonu eşim bu uçuşlara başladı. Derken gel zaman git zaman biz kavuştuk (15.06.2012) ve o zamandan beri herhalde sadece 5-6 kere uçağa bindim :) Ne kadar bıktığımızın bir göstergesi olsa gerek...

Evlendiğim adam benim hayatta evlenebileceğim, hayalini kurduğum adamdı ki karşıma çıktığı andan itibaren nasıl bir hisse onu hissettim. Çok sancılı süreçlerden geçtik hem ilişkimiz, hem evliliğimiz hem de kişiliğimiz anlamında. Ama şimdi baktığımda belki de bu evliliğin bu kadar oturmasının sebebinin geçirdiğimiz o süreçler olduğunu da düşünmüyor değilim. Elbette bazı şeylerin yaşanması içinizde beslediğiniz bazı güzel duyguların ölmesine de neden oluyor ki bunların çoğu kişisel. Neyse bunlar pek bi tatsız konular, girmeye bile gerek yok ki kendimize de hatırlatmıyoruz artık :) Zaman geçti, yaşananlar yaşandı, geri dönüşü olmayacak hiçbir şeyin. Bize kattığı kimin destek, kimin köstek olduğunu anlamamız oldu.

Şimdi birbirimizin tadını çıkarıyoruz bol bol. Yan yana, omuz omuza, aldığımız sorumlulukların farkındalığı ile, hayatımızı keyifli ve ağız tadıyla yaşıyoruz. Bu yolda da artık yanımızda bizimle yürüyen iki tane miniğimiz var. Biri aslında bizim aklımızda hiç yokken bizi buldu. Kendisi gelip bizimle yaşamak istediğini gözümüze sokarcasına miyavlamaları ile belli ettiğinde, bizde çoktan onun şirinliğine kapılmıştık zaten. Öncesinde eşimle kesin bir dille evcil bir hayvan istemediğimizi konuşsak ta, onu gece yarısı eve getirdiğimizde başka bir seçeneği de aslında düşünmemiştik. Miskin' in gelme hikayesi biraz üzücü aslında. Biz İzmir' de kapalı bir site yaşantısında yaşıyoruz. Bir gece 24.00 civarlarında eve geldiğimizde, apartman girişinin yanındaki çalılıklardan, minik ve cılız bir miyavlama duyduk. Sağa sola bakınmamıza rağmen herhangi bir şey göremeyince, misafirlerimizin de olması nedeni ile eşim güvenliğe haber verirken, biz ise eve çıktık. Ancak aradan yarım saat geçmesine karşın, eşim hala gelmeyince meraklanıp aradığımda, içinin rahat etmediğini ve görevliler ile birlikte kediyi sıkıştığı çalılıklardan kurtarmaya çalıştığını öğrendim. Sonrasında eve geldiğinde elinde mavi gözleri ile bitik bir şekilde etrafa bakınan bir tüy yumağı vardı :) Meğer bizim yaramaz 7. kattan aşağıya düşmüş. Neyse ki düştüğü yer çalılık olduğundan onu yavaşlatmış ve hiç bir yerinde herhangi bir yara olmamış. Görevlilere bırakmaya kıyamayan eşim (ki onlar site dışına atacaklarını söylemişler) her Türk' ün o saatte aklına geleceği gibi biraz süt verip besleriz, kendine gelir diye düşünerek Miskin' i eve getirmiş. O gece süt vermeye kalkmamıza rağmen sabaha kadar ağlamaya devam etti. Ertesi gün hemen veteriner yolunu tuttuk ve öğrendiğimiz ilk şey kedilerin bu kadar küçükken (yaklaşık 3 haftalık) süt içmediği oldu. Sonrasında hazır mamalar ve su ile beslediğimiz Miskin, şimdi minik bir aslan görünümünde :) Cins bir kedi (İran) olması, Miskin' in karakteristik özelliklerinin şekillenmesinde oldukça etkili. Eşimden ayrı kaldığımız dönemde, Miskin benim ev arkadaşım ve eve gitme nedenim olmuştu. Ruh halimi hemen algılıyor, ona göre bana yakınlık gösteriyordu. Bazı zamanlarda kucağımdan inmiyor, hatta uyuyordu. Şimdi ise o eski halinden eser yok :) Eşime çok daha düşkün ki kendini sevdirmek için ne hallere giriyor :) Arada bizi kızdırsa da, eşyaları tırmalasa da, onu bırakıp uzun zaman ayrı kalamasak ta, seviyorum kedimi :)



Miskin' in bebek halleri :)

Duru' m hakkında o kadar çok şey yazacağım ki, bu post yetmez sanırım. O yüzden bu yazıyı burada noktalıyorum. Duru kız hakkında detaylı bilgiler sonraki postlarda olsun :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder